23/7/2007 - HÜSEYİN İNAN
1949'da Kayseri'nin Sarız ilçesine bağlı Bozüyük köyünde doğdu. İlk ve ortaokulu Sarız’da, liseyi Kayseri'de okudu. 1966'da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü'ne kayıt oldu. Sosyalist Fikir Klubü(SFK) ve bu derneğin bağlı olduğu Dev-Genç'e
üye oldu. Bu arada TIP'e de katılarak, bu partinin etkinliklerinde yer
aldı. Ayni dönemde, gerek İstanbul ve Ankara, gerek İzmir ve diğer
yörelerde anti-emperyalist eylemlere katildi; ABD
6.Filo'suna yönelik eylem ve mitinglerin içinde bulundu. Toprak
işgalleri, kırsal yörelerdeki etkinlikler vb. etkinliklere katildi. 1966-1967 öğretim yılında, gerçeklesen ODTÜ Hazırlık boykotunun örgütlenmesine önderlik etti.
- Hüseyin İnan, 1968'de,
TIP ve daha sonra MDD içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen
gizli ve dar örgüt fikri doğrultusunda çekirdek bir grup oluşturup, kir
gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme düşüncesini
geliştirmeye çalıştı. Ankara, özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini
İnan’ın attığı grup, daha sonra THKO'nun çekirdek kadrosunu
oluşturacaktı. Aynı yıl İdari Bilimler Fakültesi'nden çıkarılan Hüseyin
İnan, ODTÜ yurtlarında kalmaya devam etti. 14 Ekim 1969'da,
grubun önemli bir kesimiyle birlikte Suriye üzerinden Ürdün'e, Filistin
Kurtuluş Örgütü(FKÖ)'nün asil gücünü oluşturan El Fetih kamplarına
gitti. Burada FKÖ'nün yanında İsrail'e karsı savaştı. İsrail içlerindeki karakol baskınlarında bizzat yer aldı. Şubat 1970'de Türkiye'ye geri döndüğünde, Diyarbakır-Antep yolunda bir otobüste yakalandı. Diyarbakır’da devam eden yargılama sonunda, Ekim 1970'de tahliye oldu. Hüseyin İnan Ankara'ya
döndüğünde kafasındaki kir gerillası fikri iyice berraklaşmıştı.
Benzeri düşünceler taşıyan ve ayni eylem çizgisini benimseyen,
başlarında Deniz Gezmiş’in yer aldığı İstanbul grubuyla bir araya
gelerek THKO'yu kurdu. İnan, kitle hareketleri içinde hemen hiç
tanınmayan biri olmakla birlikte, örgütleyici niteliği, insanlarla
ilişki kurma becerisi ve kararlılığıyla grup içinde sivrilmişti. Deniz
Gezmiş, Sinan Cemgil ve Cihan Alptekin'in de yer aldığı THKO'nun
tartışmasız lideri haline geldi. Daha sonra, yaygınlaşan silahlı
eylemlere önderlik etmekle kalmadı, bütün eylemlerin bizzat içerisinde
oldu. 29 Aralık 1970'de, Dev-Genç üyelerinden İlker Mansuroğlu'nun
öldürülmesi üzerine, THKO'nun örgüt olarak kendini ortaya koyduğu
Kavaklıdere Polis Karakolu'nun kurşunlanması, 1 Ocak 1971'de Türkiye
Is Bankası Emek Şubesi soygunu, Amerikan askeri tesislerinin basılarak
bir Amerikalının kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalının
kaçırılması eylemlerinde gösterdiği gözü pek tavrı ve kararlılığıyla
THKO'nun varlığında büyük etken oldu.
24 Mart 1971'de Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, Deniz Gezmiş ve Yusuf Arslan'la Ankara 1. No’lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından 9 Kasım 1971'de idam'a
mahkûm oldu. İdamlarin önlenmesi için gerek Meclis'te, gerek kamuoyunda
ve gerekse örgüt arkadaşları tarafından çeşitli girişimlerde
bulunulmasına rağmen Yusuf Arslan ve Deniz Gezmiş'le birlikte 6 Mayıs 1972'de idam edildi.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/7/2007 - YUSUF ASLAN
Yusuf Aslan, (1947,1972) THKO kurucularından olan ve 1972 yılında idam edilen devrimcidir. Yusuf Aslan Yozgat'ın bir köyünde doğdu. Orta öğrenimini tutucu eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı.
1966'da ODTÜ'ye girdi. ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü'nün üyesi oldu, Dev-Genç
içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda,
sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotların ve hemen
ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk
yargılanması CIA ajanı olduğunu iddiası ile Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Commer'in arabasının yakılması eylemi nedeni ile gerçekleşti.
1969 yılında arkadaşlarıyla birlikte Filistin'e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu.
Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş'le birlikte Nurhak'a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla'da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim Mahkemeleri'nde yargılandı. 6 Mayıs 1972'de Deniz Gezmiş ve Hüseyin İnan'la birlikte idam edildi.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/7/2007 - Friedrich Engels
Engels, Barmen-Elberfeld’de (şimdiki Wuppertal) doğdu. Bir Alman tekstilcinin en büyük oğluydu. Genç bir adamken, babası onu Manchester’daki pamuk fabrikasının yönetimine yardımcı olması için İngiltere’ye gönderdi. Tanık olduğu yaygın yoksullukla sarsıldı, 1845 yılında yayımlanan bir yazı kaleme aldı: 1844 Yılında İşçi Sınıfının Koşulları.
Aynı yıl, editörlüğünü Paris’teki
Karl Marx’ın yaptığı Franco-German Annals adlı dergiye yardım etmeye
başladı. Marx’la kişisel olarak tanışmalarının ardından ikisi de
kapitalizm üzerine aynı bakış açısına sahip olduklarını fark ettiler ve
birlikte çalışmaya karar verdiler. Marx'ın 1845 Ocağında Fransa’dan sürülmesinden sonra, diğer Avrupa ülkelerine nazaran daha fazla ifade özgürlüğü vaad eden Belçika’ya gitmeye karar verdiler.
1845 Temmuzunda Engels, Marx’ı İngiltere’ye götürdü. Burada Engels, İrlandalı
emekçi bir kadın olan Mary Burns’le tanıştı ve Burns ölünceye dek
onunla birlikte yaşadı. Daha sonra kız kardeşi Lizzie’yle yaşamaya
devam etti. Bu kadınlar onu, içlerinde George Harney’in de olduğu Çartist hareketin liderleriyle tanıştırdılar. 1846 Ocağında Engels ve Marx Brüksel’e
döndüler. Burada Komünist Yazışma Komitesi’ni kurdular. Tasarıları
Avrupa’nın çeşitli bölgelerindeki sosyalist liderleri birleştirmekti.
Marx’ın fikirlerinden etkilenerek, İngiltere’deki sosyalistler
Londra’da bir toplantı düzenlediler ve Komünist Birlik
adı verilen yeni bir organizasyon oluşturdular. Engels buraya bir
delege olarak katıldı ve eylem stratejisinin geliştirilmesinde büyük
etkisi oldu.
1847 yılında Engels ve Marx birlikte bir broşür yazmaya başladılar. Temelini Engels’in Komünizmin İlkeleri
adlı kitabının oluşturduğu bu 12.000 kelimelik broşür altı haftada
bitirildi; amacı komünizmi kitleler için anlaşılabilir kılmaktı.
Komünist Manifesto adı verilen bu broşür 1848 Şubatında yayımlandı. Martta Engels ve Marx Belçika’dan kovuldular. Köln’e taşındılar ve radikal bir gazete olan Yeni Ren Gazetesini çıkarmaya başladılar.
Engels, 1848 devriminin aktif bir katılımcısıydı. Elberfeld’deki ayaklanmada aktif olarak bulundu, Prusyalılara karşı düzenlenen Baden Seferi’nde Baden-Palatinate ayaklanmasındaki serbest güçlerin komutanı olan August Willich’in yaveri olarak savaştı.
1849
yılında Engels ve Marx ülkeyi terk etmeye zorlandılar ve Londra’ya
gittiler. Prusyalı otoriteler İngiliz hükümetine bu iki adamı sürgün
etmesi için baskı yaptıysa da Başbakan Lord John Russell bunu reddetti.
Ancak yalnızca Engels tarafından kendilerine sağlanan parayla Marx
ailesi büyük bir yoksulluk içinde yaşadı.
1870’te
Londra’ya taşınmadan evvel, Engel Marx’a yeterli geliri sağlayabilmek
için babasının Manchester’daki fabrikasında çalışmaya gitti. Marx’ın 1883’teki
ölümünün ardından, Engels yaşamını Marx’ın yazılarını çevirmeye ve
düzenlemeye adadı. Bununla birlikte, tek eşli evliliğin erkeklerin
kadınlar üzerinde baskı kurmak için ortaya attığı tek taraflı bir yalan
olduğunu söyleyerek feminist
kurama önemli katkılarda bulundu. Bu bağlamda komünist kuramı aileyle
ilişkilendirerek, erkeklerin kadınlar üzerindeki hakimiyetinin tıpkı kapitalist toplumlarda burjuvazinin işçi sınıfı üzerindeki hakimiyetine benzediğini iddia etti. Engels, 1895 yılında Londra’da öldü. Hiç çocuğu yoktu.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/7/2007 - KARL MARX
Karl Heinrich Marx (okunuşu: Karl Haynrih Marks) (5 Mayıs 1818 Trier - 14 Mart 1883 Londra),5
Mayıs 1818 günü Almanya’nın Rhine Eyaleti’nin Trier kasabasında doğdu.
Orta öğrenimini Trier’de tamamladı. Bonn ve Berlin üniversitelerinde
hukuk öğrenimi görürken tarih ve felsefeyle ilgilendi, Hegelci E.
Gans’ın derslerini izledi. 1841 yılında “Demokritos’un ve Epikuros’un
Doğa Felsefelerinin Farklılıkları” adlı doktora tezinde, dinin
maddecilik açısından eleştirisini yaptı.
Bir yandan sol Hegelcilere katılarak Bauer kardeşlerle dostluk
kurarken, bir yandan da Feuerbach’ın etkisinde kalıp 1842 yılında,
muhalefetteki radikal burjuvalar tarafından kurulan Rheinische Zeitung
gazetesinin yazı işleri yöneticiliğini yaptı.
Saint-Simon, Fourier, Proudhon gibi yazarları okuyarak Fransız
sosyalizmini tanımaya çalıştı. 1843 yılında çocukluk arkadaşı Jenny von
Westphalenle evlendi. Aynı yıl Rheinische Zeitung gazetesi
kapatıldıktan sonra Paris’e yerleşti. Fransız-Alman Yıllıkları’nı
yayımladı (1844). Derginin ilk ve tek sayısında, Yahudi Sorunu adlı
yazısıyla siyasal mücadele konusundaki görüşlerini ilk kez açıkladı.
Aynı yıl Friedrich Engelsle dostluk kuran Marx, okurken tuttuğu
notlardan oluşan 1844 El Yazmaları’nda, ana temasını yabancılaşmanın
oluşturduğu insancıl (humanist) bir felsefe geliştirdi.
Friedrich Engelsle ilk ortak metninde Kutsal Aile’de (1845) tarih
felsefesini materyalist (maddeci) bakış açısıyla eleştirdi. 1845
yılında Vorwarts gazetesi yazı kurulu üyeleriyle birlikte sürülünce
Brüksel’e yerleşti. Friedrich Engels’in de birkaç ay sonra Brüksel’e
gitmesiyle Friedrich Engelsle ortak eserlerinin ikincisini (Feuerbach
Üzerine Savlar, 1845) ve üçüncüsünü (Alman İdeolojisi, 1845-1846)
yayımladı. Kuramsal çalışmalarının yanısıra, sosyalist işçilerle ve
Alman göçmenlerle ilişkilerini sıklaştırdı. Brüksel Alman İşçileri
Derneği’ni kurdu ve Friedrich Engelsle birlikte komünist bir yazışma
ağı oluşturdu. Komünistler Birliği’nin isteği üzerine Komünist
Manifesto’yu yazdıkları bu yıllar, ikisi için de geçmişteki felsefi
bilinçleriyle hesaplaşma ve tarihsel materyalizmi (maddeciliği)
geliştirme yılları oldu: Bu yüzden, geçmişten kopuşları hem siyasal hem
de kuramsal nitelikteydi.
1848 İhtilali patlak verince, Belçika’dan sınır dışı edilen Marx,
Köln’e yerleşerek, Neue Rheinische Zeitung gazetesini çıkarmaya
başladı. Neue Rheinische Zeitung gazetesin Bu gazetede işçilere yönelik
makaleler yayımladı.
Önce Almanya’dan, hemen sonra da yeniden Fransa’dan sınırdışı
edilince, 1849 yılında -ömrünün sonuna kadar kalacağı- Londra’ya
yerleşti. Karl Marx, yoksulluk içinde yaşadığı bu dönemde iktisat
incelemelerine ağırlık verdi. Temel eseri olan Kapital’i hazırlamaya
başladı. 1851-1861 yılları arasında New York Daily Tribune gazetesinin
Avrupa muhabirliğini yaptı.
1864 yılında Uluslararası İşçiler Derneği’nin kurucuları arasında
yer aldı. Birinci Enternasyonal’in açılış konuşmasını ve tüzüğünü
yazdıktan sonra, Kapital’in birinci cildini Almanya’da yayımlattı
(1867). Kızını görmek için gittiği Paris’te Paris Komünü’ne tanık oldu.
İngiltere’ye dönünce Fransa’da İç Savaş (1871) adlı eserinde bu devrim
denemesini değerlendirdi. Kapital’in yazımını sürdürürken, bir yandan
da işçi partililerinin programlarının oluşturulmasına etkili biçimde
katıldı. Dühring’e karşı kalem tartışmasında Friedrich Engels’i
destekledi. Anti-Dühring’in (1878) bir bölümünün yazımında Friedrich
Engels’le çalıştıktan sonra hastalanarak çalışmalarını büyük ölçüde
yavaşlatmak zorunda kalan Karl Marx 14 Mart 1883 günü Londra’da öldü.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/7/2007 - FİDEL CASTRO
Fidel Alejandro Castro Ruz (d. 13 Ağustos 1926, Mayari), Küba Devrimi'nin önderlerinden olan, Kübalı Marksist devrimci. Devrim sonrası, Küba devlet başkanı.
Orta halli İspanya
göçmeni bir toprak sahibi olan Angel Castro y Argiz'in, aşçısı Lina
Ruz'dan doğan evlilik dışı beş çocuğundan ikincisidir. Çocukluğu yoksul
bir yöre olan Mayari'de geçmiştir. Oriente ilinin merkezi Santiago'daki
Katolik okullarında ve Havana'daki Cizvit lisesi Belen İlahiyat
Okulu'nda öğrenim gördü. 1950'de Havana Üniversitesi'nden hukuk doktoru olarak mezun oldu.
Öğrenciyken, 1947'de Dominik Cumhuriyeti'ne karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir devrimci harekete ve 1948'de Bogota'daki kent ayaklanmalarına katıldı.1947'de Küba Halk Partisi'ne girdi.1950-52 arasında avukatlık yaptıktan sonra Temsilciler Meclisi seçimleri için Küba Halk Partisi'nden adaylığını koydu. Ama 10 Mart 1952'de iktidardaki Carlos Prio Socarras hükümetini deviren Küba'nın eski başkanlarından General Fulgencio Batista seçimleri iptal etti.
1953 başlarında Batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla küçük bir grup oluşturan Castro, 26 Temmuz'da Santiago'daki Moncada Kışlasına 125 arkadaşıyla birlikte bir baskın düzenledi.Ama başarısızlığa uğrayarak tutuklandı.16 Ekim 1953'te Santiago'daki Küba Yüksek Mahkemesi'nde yapılan yargılamada Tarih beni aklayacaktır (La Historia Me Absolvera)
cümlesiyle biten ünlü savunmasını yaptı.Mahkeme sonunda 16 yıla mahkum
oldu.Juventud Adasında 21 ay hapis yattıktan sonra, Batista'nın emriyle
cezasının geriye kalan bölümü bağışlandı.
1955'te Küba'dan ayrılarak Meksika'ya geçti ve 26 Temmuz Hareketi adlı yeni bir örgüt kurdu.İspanya İç Savaşı'na katılmış olan Kübalı Alberto Bayo'nun yönetiminde gerilla savaşı eğitimi gören örgüt üyeleri 2 Aralık 1956'da Granma yatıyla Küba'ya
dönerek Oriente'de karaya çıktı.Burada hükümet kuvvetleriyle girişilen
çatışmalarda arkadaşlarının çoğunu yitiren Castro, aralarında kardeşi Raul Castro ve Ernesto Che Guevara'nın
da bulunduğu 12 arkadaşıyla birlikte Oriente'nin güneybatısındaki
Maestra Dağlarına çekildi.Bu dağlarda iki yıl boyunca Batista'nın
kuvvetlerine karşı başarılı bir gerilla savaşı yürüttü.Giderek siyasi
desteğini yitiren ve bir dizi askeri yenilgiye uğrayan Batista, 31 Aralık 1958'de Dominik Cumhuriyeti'ne kaçtı.Castro 1959'un ilk günlerinde Havana'ya girdi.Hukukçu Dr. Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi.
Castro hükümeti ilk olarak fiyatları ve kiralarıdüşürdü.Ardından
köklü bir toprak reformu başlattı; 40 hektarı geçen toprak bedelleri 20
yılda ödenmek üzere kamulaştırıldı ve halk çiftlikleri olarak
işletilmeye başlandı.Önceleri Castro'ya karşı çıkmakla beraber 1959'a
doğru gerilla hareketini desteklemeye başlayan Küba Sosyalist Halk
Partisi (PSP) Castro ile ilişkilerini geliştirerek etkili bir konum
kazandı.Bu durumdan tedirgin olan Urrutia'nın toprak reformunun
ertelenmesi yönündeki baskıları üzerine, Castro istifa etti.Ama halkın
yoğun tepkisi karşısında Urrutia görevinden çekilmek zorunda
kaldı.Yerine Osvaldo Doticos getirilirken Castro yeniden başbakan oldu.
Bu sırada toprakların kamulaştırılmasından zarar gören ABD şirketlerinin baskısıyla ABD hükümeti Küba'ya karşı ekonomik ambargo uygulamaya başladı.Ekonomisi tek ürüne dayalı bir ülke olan Küba, öteden beri ABD'ye sattığı şekeri SSCB'ye satmaya başladı.ABD şirketlerinin elindeki rafineriler, şeker karşılığında SSCB'den alınan ham petrolü işlemeyi reddedince, Castro bu rafinerileri devletleştirdi.Bu gelişme ABD ile Küba'nın arasını daha da açtı.Devrimden sonra ABD'ye kaçan ve John F. Kennedy yönetiminden silah ve mali destek sağlayan Kübalıların Nisan 1961'de giriştiği Domuzlar Körfezi Çıkartması başarısızlıkla sonuçlandı.Castro çıkarmanın ardından yayımladığı Havana Bildirisi ile ilk kez, Küba'nın sosyalist politikalar izleyeceğini dünyaya duyurdu.1962'de SSCB'nin Küba'ya balistik füzeler yerleştirmesi ve John F. Kennedy'nin Küba'yı deniz ablukasına almasıyla dünya bir nükleer savaşın eşiğine geldi.Bunalım ancak ABD'nin Küba'da hükümeti devirmek için artık girişimde bulunmayacağına söz vermesi ve SSCB'nin Türkiye'deki
Amerikan füze rampalarının kaldırılması karşılığında nükleer
silahlarını Küba'dan geri çekmeyi kabul etmesiyle atlatılabildi.Bununla
birlikte Merkezi Haberalma Örgütü (CIA) Castro'yu öldürmeye yönelik suikast planları düzenlemeyi sürdürdü.
Eğitimini hukuk alanında yapmıştır. 1952'de Batista'ya karşı giriştiği mücadele sonucunda hapsedilmiştir (1953-1955) ve ardından da sürgüne gönderilmiştir. 1956'da Küba'ya dönerek 26 Temmuz Hareketi'ni başlatmıştır ve 2 Ocak 1959'da iktidarı ele geçirmiştir.
Fidel Castro 31 Temmuz 2006 tarihinde sağlık problemleri nedeniyle yetkilerini geçici olarak Başkan yardımcısı ve kardeşi Raúl Castro'ya devretmiştir.[1] Tüm yetkilerini geri alarak Nisan 2007'de görevinin başına dönmüştür.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
YAŞASIN SOSYALİZM GERÇEKÇİ OL İMKANSIZI İSTE(ERNESTO CHE GUEVARA)HASTA LA VİCTORİA SİEMPRE...........................
Kategoriler
Arkadaşlarım
|